Derin bir soluk al.
Göğün renklerini değiştirmesini izle, maviden kızıla, sonra yıldızlı geceye doğru.
İleride dağlar var. Dağlar denizin üzerinde yükseliyorlar. Onlar derin mavi tonlarında, onlar birbiri ardında.
Onlar ruhuna şarkı söylüyorlar.
Onlara gülümsüyorsun ve orada varoldukları için teşekkür ediyorsun. Gülümsemen varlığında yayılan dalgalar meydana getiriyor ve seni saran havada.
Denizin üzerinde buğu var. Dağlar kalın bir sis tabakasının ardından gölgeler olarak yükseliyorlar.
Sen mavi bir dağa dönüşüyorsun.
Güneş batmış. Dünyanın üzerine alacakaranlık inmiş.
Dost bir rüzgar vücuduna dokunuyor. Rüzgar sana alacakaranlığın fısıldamalarını getiriyor.
Rüzgar ruhuna dokunuyor ve alacakaranlık sana bu büyülü dünyanın şarkılarını fısıldıyor, büyülü şarkılarını.
Uzun, yavaş dalgalar, buğulu denizin üzerinden sana doğru kayıyorlar. Seni yumuşakça denize dönüştüren bir duyguyla birbirleri ardına geliyorlar. Sahile uzanırken birbirleri ardına gökyüzünü yansıtıyorlar.
Gökyüzünde ay var.
Ayın kokusu portakal çiçeklerinin kokusu. Senin kokun uzak denizlerin kokusu, fırtına rüzgarlarının, egzotik çiçeklerin, okaliptüs ağaçlarının, yeni doğmuş bebeklerin kokusu.
Gözlerin gecenin rengi, gizli vadilerin, aquamarin derinliklerin rengi.
Gözlerinde ametistlerin parlaması var, yıldızların, gecenin yaratıklarının.
Saçların denize uzanıyor ve yosuna dönüşüyor. Saçların yeni yağan yağmur kokusunda.
Yanakların kiraz çiçekleri rengi.
Gülümsüyorsun ve ağzın kayısı tadında.
Varlığının hissi gecekedilerininki gibi.
Seni saran hava derin mavi kıvılcımları olan siyah kadife bir kürke dönüşüyor. Panterlerin duruşuyla duruyorsun, geceye eriyerek.
Deniz melteminin sakinliği içinden geçiyor.
Gökyüzüne bakıyorsun.
Gözlerini sakince yıldızlara yönelt, kalbini samanyoluna aç.
Sonsuzluğun ortasında duruyorsun.
Evrenin ışığı ve sevgisi içine akıyor, ve seni altın renkli bir ışığa dönüştürüyor.
Mutlu bir ışığa.
Derin bir nefes al.
Bırak sonsuzluğun rüzgarları seni taşısın.

No comments:
Post a Comment